Yaş ilerledikçe vücutta bazı değişimlerin olması kaçınılmazdır. Ancak bu değişimlerin tamamını “doğal süreç” olarak kabul etmek, çoğu zaman gereksiz bir kabullenişe dönüşür. Özellikle omurga kaynaklı ağrılar, yaş almanın kaçınılmaz bir sonucu gibi görülür.

Oysa bu düşünce, pek çok kişinin hayatını gereksiz yere kısıtlamasına neden olur. Omurga, yaşam boyu yük taşıyan ve hareketin merkezinde yer alan bir yapıdır.

Skolyozun Erişkin Yaşta Etkileri

Genç yaşlarda başlayan duruş bozuklukları, ilerleyen yıllarda kendini daha net gösterir. Omurganın yana doğru eğrilmesiyle ortaya çıkan skolyoz, sadece çocukluk ve ergenlik dönemine ait bir sorun değildir.

Erişkin yaşta da ilerleyebilir ve zamanla ağrıya neden olabilir. Bu noktada skolyoz tedavisi, yalnızca omurgadaki eğriliği kontrol altına almak için değil, yaş ilerledikçe artabilecek yük dengesizliklerini önlemek için de önem taşır.

Tedavi edilmeyen skolyoz, ilerleyen yıllarda bel ve sırt ağrılarını kaçınılmaz hale getirebilir.

Kanal Darlığı ve Yürüme Kısıtlılığı

Yaş alma süreciyle birlikte sık karşılaşılan bir diğer sorun ise omur ilik kanal darlığı tedavisi gerektiren durumlardır. Bu tablo, omurilikten geçen sinirlerin bulunduğu kanalın daralması sonucu ortaya çıkar.

Hastalar genellikle “eskisi kadar yürüyemiyorum” ya da “biraz yürüyünce durmak zorunda kalıyorum” şeklinde yakınır. Çoğu kişi bu durumu yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak görür.

Oysa kanal darlığı tedavi edilebilir bir problemdir ve doğru yaklaşımla kişinin hareket kabiliyeti büyük ölçüde geri kazanılabilir.

Tümörler ve Fıtıklarda Yaş Engel Değildir

Omurga ağrıları söz konusu olduğunda akla gelen bir diğer endişe de tümörlerdir. Özellikle ileri yaşlarda ortaya çıkan, geçmeyen ve gece artan ağrılar mutlaka değerlendirilmelidir.

Omurga tümörü tedavisi, erken tanı sayesinde çok daha planlı ve güvenli şekilde yürütülebilir. Korku nedeniyle belirtileri görmezden gelmek, tedavi sürecini zorlaştırır.

Bel ve boyun bölgesinde görülen fıtıklar da yaşla birlikte daha sık gündeme gelir. Fıtık tedavisi, hastanın şikâyetlerinin şiddetine, sinir basısının derecesine ve günlük yaşamına etkisine göre planlanmalıdır.

Yaş tek başına belirleyici bir faktör değildir. Doğru tanı ve kişiye özel planlama ile ileri yaşlarda bile aktif ve bağımsız bir yaşam mümkündür.

Yaş almak, hareketten vazgeçmek anlamına gelmez. Omurga sağlığına gereken önem verildiğinde, küçük belirtileri ciddiye almak ve ağrıyı kader olarak görmemek, yaşam kalitesini belirleyen en önemli adımlardır.